TARİHCİ EYÜP ENSAR

TARİHCİ EYÜP ENSAR

Tarih Konusunda Araştırma ve Analiz Yazıları

PageRank

Ön yargı

3/3/2009
Kategori: Din ve Yaşam

Neden Risale-i Nur gibi, günümüzdeki en önemli meseleyi, “İnsanların İmanını kurtarmak” olarak gördüğü ve bu doğrultu da iman hakikatlerini neşrettiği halde eserlerden, bazılarının  haberi bile  yok! Bazıları da aksi propagandalardan etkilenip okumaya bile gerek görmeden hakkında menfi düşünce sahibi olmuşlar, bazı mütedeyyin dairesinde olanlar da, içindeki orijinal yaklaşımlarla günümüzün hastalıklarından kurtulup kalbinin ve vicdanının yaralarını sarmış insanların ilgisini, yüzeysel bir bakışla yorumlayıp “Kur’an yeter size” manasında bir yaklaşımla eleştiriyorlar. Bu tur yaklaşımların sebebi nedir acaba?

Efendimiz (A.S.M) zamanında Tufeyl bin Amr denen biri var; Mekke dışında yaşayan biri... Bir gün Mekke’ye geldiğinde dostları olan Mekkeli eşraf kendisine; ”Muhammed denen biri çıktı sözlerinde sihir gücü var, onu dinleyen atalarının dininden çıkıyor, evladı babasından ayırıyor, bir kere dinleyen onun etkisi altına giriyor ”derler. Gerisini Tufeyl’den dinleyelim.”Onların propagandasıyla  O’na karşın öyle doldum ki karşılaştığımda bir şeyler anlatmak istese kulaklarımı kapıyordum. Ve böylece günler geçti. Bir gün Ka’be nin etrafında dururken uzaktan onun birine bir şeyler anlattığını gördüm. Ve düşünceye daldım.

Ben, iyiyi kötüyü ayırt edemeyecek,

Kimse miyim ki, ondan, bana zarar gelecek. 

Sözleri faydalıysa, dinler, kabul ederim.

Çirkin ve zararlıysa, dinlemez, terk ederim.

Ve utandım kendimden, birde akıllı geçiniyorsun dedim kendi kendime. Başkalarının aklıyla hareket etmem içim mi sahibim ben bu akla dedim. Ve O’nu (S.A.V) dinlemeye başladım ve o andan itibaren ab-ı hayat sundu hakikate muhtaç gönlüme anlattıklarıyla ve iman ettim ona”.der.

Bunun gibi İslam Tarihinde o kadar emsalleri yaşanmıştır ki,Değişik asırlarda yolunu şaşırmış insanlara KUR’AN dan aldığı derslerle  yol göstermiş olan Allah dostları çoğu zaman anlaşılmamış ve hep dışlanmışlardır.Günümüzde büyüklüğü konusunda kimsenin ihtilaf etmediği bir çok Allah dostu eserleriyle birlikte İslam dışı bile görülmüş nice zorluklar çekmişlerdir. Muhyiddin Arabî, İmam Rabbani, Mevlana Hz.leri gibi. Kimisi vefatından çok sonra halk ve ulema  tarafından hak ettiği takdiri almıştır.

Evet, tarih tekerrür ediyor, Bediüzzaman ve onun takipçileri de asırlarca süren bu yanlış telakkiden nasibini alıyor ve yazılan eserleri okumaya bile gerek görmeden çeşitli ithamlara maruz kalıyor.

Bir de garez denen gözlüğü taktın mı artık her davranışı fenaya yorma da işin cabası. Hâlbuki okumadığı kitaptan faydalanabilseydi itham sahibi “Güzel gören güzel düşünür, güzel düşünen hayatından lezzet alır” sözlerinden belki istifade eder “her şeyin iyisine bak” düsturundan nasibi alınırdı.

Yukarıda anlatılan sahabenin imanından önce parmaklarıyla hakikatlere kulaklarını kapaması, ne kadar garipse , ilme ulaşmanın bir parmak mesabesinde olduğu bu asırda bu güzel eserlerden  habersiz olmak  ve  okumadan onun hakkında fikir sahibi olmak daha hazin bir görüntüdür..

Risale-i Nurdan bazı Sözler:

İhtiyarlaraEvet, ey benim gibi ihtiyarlığını hisseden muhterem ihtiyar ve ihtiyareler! Biz gidiyoruz. Aldanmakta fâide yok. Gözümüzü kapamakla bizi burada durdurmazlar; sevkiyat var. Fakat gafletten ve kısmen de ehl-i dalâletten gelen zulümat evhamlariyle bize firaklı ve karanlıklı görünen berzah(kabir) memleketi, ahbabların mecmaıdır(buluşma yeri). Başta şefiimiz olan Habibullah Aleyhissalâtü Vesselâm ile bütün dostlarımıza kavuşmak âlemidir. 

HastalaraBİRİNCİ DEVA: Ey bîçare hasta! Merak etme, sabret. Senin hastalığın sana dert değil belki bir nevi dermandır. Çünki ömür bir sermayedir, gidiyor. Meyvesi bulunmazsa zayi’ olur. Hem rahat ve gafletle olsa, pek çabuk gidiyor. Hastalık, senin o sermayeni büyük kârlarla meyvedar ediyor. Hem ömrün çabuk geçmesine meydan vermiyor, tutuyor, uzun ediyor tâ meyveleri verdikten sonra bırakıp gitsin.”

GençlereSizdeki gençlik kat’iyen gidecek. Eğer siz daire-i meşruada kalmazsanız, o gençlik zayi olup, başınıza hem dünyada, hem kabirde, hem âhirette, kendi lezzetinden çok ziyade belâlar ve elemler getirecek. Eğer terbiye-i İslâmiye ile o gençlik nimetine karşı bir şükür olarak iffet ve namusluluk ve taatte sarf etseniz, o gençlik mânen bâki kalacak ve ebedî bir gençlik kazanmasına sebep olacak”.

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Yorum yaz! :: Arkadaşına Gönder
1 yorum yazilmistir

2009-03-05 13:09:10 - Çok doğru

Yazan: selim duran
Yazınızı okurken o kadar keyf aldım ki...Keyf bir yana o kadar luzumlu ki anlattıklarınız.etrafımda çok var okumadan dinlemeden yorum yapanlar..iddia ettiklerinin kaynagı ne diyorum,surda okudum falan şahıs şöyle demiş,falan yerde yazıyormuş.Bende diyorum ki "işte avrupada batıda İslam düşmanı olanlarda Ku'ran hakkında aynısını yapıyor.zannediyor ki Ku'ran savaş,kan dökme ve kötülüğe ait ne varsa onu emrediyor zannediyor,sizde biliyorsunuzki önyargısız Ku'ranı kendisinden olayları ile ögrenseler fikirleri değişecek,işte sizde aynı durumdasınız"..Malesef okumayan,derinliğine vakıf olmadan duyduğumuz bir iki malumatla fikir yürüten bir toplumuz..
Tekrar çok teşekkür ederim,Nurlar insana öyle güzellikler sunuyor ki keşke herkes okusa ve istifade etse...
Bağlanti :: ::

« Önceki - Sonraki »