TARİHCİ EYÜP ENSAR

TARİHCİ EYÜP ENSAR

Tarih Konusunda Araştırma ve Analiz Yazıları

PageRank

İstanbul'un Fethi İle İlgili Müteferrik Malumat

25/3/2009
Kategori: Tarih

Ø  İstanbul fethedilmeden evvel ismi Kostantiniyye’dir. Kostantiniyye’nin Osmanlı tarafından fethedilme tarihi Hicri 20 Cemaziyülevvel 857, miladi 29 Mayıs 1453’dür.

Ø  Peygamberimiz bir sohbetinde İstanbul'u Belde-i Tayyibe olarak nitelemişti. Sebe Sûresi'nin 15. âyetinde geçen «Beldetün tayyibetün» cümlesi Arapça rakam karşılığı 857’dir.

Ø  Kostantiniyye’nin Müslümanlar tarafından fethi çok önceden Hz. Peygamber (a.s.m) tarafından bildirilmişti.

Konstantiniyye muhakkak fetholunacaktır. Onu fetheden komutan ne güzel komutan, onu fetheden ordu ne güzel ordudur.

Ø  Boğaziçi’nde Rumeli tarafında Yıldırım Beyazıd’ın İstanbul fethi düşüncesiyle 1396 yılında yaptırdığı Güzelcehisar’ın (Anadoluhisarı) karşısına Boğazkesen(Rumelihisarı) kalesi yaptırıldı.

Ø  Boğazkesen kalesi temeli bir mevlid kandili günü; bizzat Sultan II. Mehmed’in ilk taşı taşımasıyla atılmış olup 132 gün sonra bir Regaip kandili günü bitirilmiştir. Şayan-ı hayret ki 132’in cifir rakam karşılığı Muhammed demek olup kalenin yapım planı kûfi Arapça olarak Muhammed ismi baz alınarak yapılmıştır.

Ø  Rumelihisarı kalesi yapılırken kalenin yapımını engellemek için Rumlar birçok saldırıda bulunmuş olup birçok Osmanlı askeri ve çalışanı bu saldırılarda şehit olmuştur. İstanbul’un fethinin ilk şehitlerinin kabirleri hemen kalenin üst tarafındadır.

Ø  Paskalya’dan sonra 1453 ayının altıncı günü ve Rebiyülevvelinin yirmi yedisine rastlayan bir Cuma günü İstanbul surları üzerinde etrafı gözetleyen Bizanslılar, Romanos (Topkapı) dışındaki tepelerin kırmızı yeşil bayraklarla, beyaz sarıklarla dolmuş olduğunu gördüler. O gün, mezkûr yer mahşer gününün heybetini taşıyordu.

Ø  Fethi ordusunun rakamları konusunda tarihçiler tarafından muhtelif rakamlar verilmiştir. Osmanlı tarihçileri,; ordunun düzenli askeri 100 bin olmak üzere İslam dünyasının çeşitli bölgelerinden gelen gönüllülerle birlikte 200 bin asker ‘den oluşmuştur der.

Ø  Yunan tarihçilerden Chalko Condi ise Osmanlı ordusunu 400 bin kişi, Sakız’lı Leonardo ve Georgie Dolfin kara ordusundaki askerin miktarını 300 bin olarak kaydeder.

Ducas ise 262 bin, Phrontzes 298 bin, Barbora da 160 bin gösteriyorlar

Ø  Kayıtlara göre ve o zamanki şartlara vesikalar ışığında incelendiğinde en makul rakam içinde ameleler, dua alayları, dervişler ve halktan katılımla birlikte 160 bin kadardı. Çünkü Yıldırım Beyazıd’ın daha önce yaptığı kuşatmanın neticeleri düşünülerek Avrupa’dan gelebilecek yardımlar için Teselya (kuzey Yunanistan) ve Anadolu’da mühim askeri güçler bırakılmıştı.

Ø  Ordu Padişahınm kumandasında Edirne’den yola çıkıp Rumeli tarafından gelmiş ve otağ-ı Hümayûn bugün Bayrampaşa Maltepe denen bölgeye kurulmuştu.

Ø  Etrafı hendeklerle korumaya alınmış genel karahgah ve merkez etrafında en seçkin 15 bin yeniçeri yer almıştı.

Ø  Karahgâhın arka taraflarından gelebilecek her türlü tehlike için önemli sayıda bir kuvvet bırakılmıştı.

Ø  Ordunun sağ kanadında geleneksel Osmanlı askeri tertibine göre Anadolu ordusu, sol kanadında da Rumeli ordusu yer almıştı.

Ø  Anadolu ordusu; İshak Paşa ile Mahmud Paşa komutasında merkez olan Maltepe’den Marmara kıyılarına kadar, Rumeli Ordusu da; Karaca Paşa komutasında Maltepe’den Haliç kıyılarına kadar olan bölgeye yerleşmişti.

Ø  Haliç’in surların karşısındaki kıyısına yani Kasımpaşa ve Galata sırtlarına yerleştirilen bir orduya da Padişah’ın kayınpederi Zağanos Paşa kumanda etmekteydi.

Ø  Genel karahgâhın önüne Macar Urban’ın döktürdüğü meşhur Şahi topuyla birlikte 3 büyük top konmuş, surların değişik cephelerine karşı da 14 batarya topu yerleştirilmiştir.

Ø  Urban’ın döktürdüğü Şahi topu önce Edirnekapı karşısına, sonra Romanos kapısı karşısına iki havan topuyla birlikte yerleştirilmiştir. Bu yüzden daha sonra bu kapı Topkapı olarak adlandırılacaktır.

Ø  Şahi topunu doldurmak için 2 saat süre harcanmaktadır. Bu yüzden günde sekiz, en fazla on atış yapılmıştır. Gülleleri altı yüz kg. kadardır.

Ø  Büyük top bir atışta fazla ısınmaktan dolayı bir atış sırasında patlamış ve Urban’la birlikte altı kişi can vermiştir. Bu olaydan sonra toplar atıştan sonra zeytinyağıyla yağlanıp soğuması beklenilmiştir.

Ø  Topkapı civarına yaklaştırılan yürür ahşap kulelerden biri surların bu kısmına mühim zararlar vermişse de atılan Rum ateşiyle yakılmıştır.

Ø  Lağımcılar, yeraltından kazdıkları ve sütunlarla sağlamlaştırdıkları tünellerle surların temellerine kadar yaklaşmış olmuşlarsa da Rumlar tarafından açılan karşı tünellerden verilen yoğun dumanlarla Osmanlı askerleri geri püskürtülmüştür.

Ø  Osmanlı askerleri yürür kuleler vasıtasıyla surların üzerine merdivenlerle çıkmaya çalışıyor, Rumlar ise attıkları taşlar, döktükler kızgın yağ ve kaynar sularla bu taarruzları engellemeye çalışıyorlardı.

Ø  Yedikule cephesine şairlerin serdarı Ahmed Paşa, Silivrikapı’ya Haydar Paşa, Mevlanakapı’ya Adnî Paşa, Topkapı’ya Mevlana hz.leri sülalesinden Karamanî Mehmed Paşa, Edirnekapı tarafına İsfendiyaroğlu ve Sa’di Paşa, Eğrikapı’ya da Hersekli Ahmed paşa tayin oldular.

Ø  Şehri çevreleyen dış surların uzunluğu 26 km. kadardır.

Ø  Kostantiniyye, surlarından dolayı zamanın en korunaklı şehridir. Kara surları 3 kat olup deniz tarafında ise 2 kattır. Kara surlarının hemen önünde ise 30 metre genişliğinde hendekler vardır. Kimi yerinde ise özellikle Zeytinburnu tarafındaki hendekler suyla doludur.

Ø  Bizans savunması Hammer’e göre, üç bini Ceneviz askeri olmak üzere dokuz bindi. Ancak surların uzunluğu ve bazı tarihçilerin ifadesi hesaba katıldığında savunmanın elli binden aşağı olmadığı anlaşılmaktadır.

Ø  Osmanlı donanmay-ı Hümayûn, 18 galer,  çifte güverteli 48 gemi, 300 tane küçük yelkenli harp kayığından ibaretti.

Ø  Rum donanması üç büyük kadırga, üç Ceneviz, bir İspanyol, bir Fransız ve altı adette Girit’ten gönderilen gemilerle birlikte 26 parçadan mürekkepti.

Ø  Akdeniz’den gelecek düşman yardım gemilerinin tehlikesine karşın Sultan 2. Mehmed Donanmayı Boğaziçi’nde Rumelihisarı kalesindeki topların gölgesinde olan Baltalimanı’na aldırmıştı.

Ø  Haliç tarafındaki surlar diğer taraflara nazaran zayıftı. Ama hem Haliç’teki Rum gemileri hem de Haliç girişindeki zincirlerden dolayı bu taraftaki surlara başlangıçta saldırıda bulunulamamıştır.

Ø  Haliç tarafındaki Bizans savunması vezir Lucas Notaras kumandasındaki Giritli ve Rumlardan oluşan askerlerden oluşuyordu.

Ø  Kuşatma sırasında Çanakkale’den gelen küçük bir kayıkla gelenler, 5 parça büyük geminin Bizans’a yardım için geldiği haberini verir. Baltalimanı’nda demir atmış olan Osmanlı donanması bu düşman gemilerini karşılamaya Marmara açığına geçer. Bu gemilerin adedi 18 parçadır.

Ø  27 Nisan’da Zeytinburnu açıklarında Yedikule kalesine yakın bir bölgede olan deniz savaşı çok şiddetli geçmiştir. Bütün Bizans’ın ileri gelenleri ile İmparator XII. Kostantin bizzat Yedikulesinde savaşı izlemiştir. Sultan Mehmed ‘de tüm harp erkânıyla birlikte hazır bulunmuştur. Halkta sahile birikmiştir.

Ø  Avrupa gemilerinin bordolarının Osmanlı gemilerinden yüksek olması, sert hava şartlarını da arkasına almasıyla birlikte deniz savaşının üstünlüğü Bizans tarafına geçmiştir. Avrupa gemilerinden atılan yanıcı birçok maddeyle Osmanlı gemilerinin birçoğu içindeki leventlerle telef olmuştur.

Ø  Genç Sultan çarpışma esnasında kendini o kadar kaptırmıştır ki tasviri mümkün olmayan bir hiddet ve şiddetle bir ateş parçası gibi avazı çıktığı kadar bağırıp leventlerine talimat verirken sanki savaşmak için farkında olmadan atını denize doğru sürüyor, onunla birlikte tüm erkânda arkasından denizin içine doğru ilerliyordu.

Ø  Padişahın müthiş çıkışıyla Osmanlı gemilerini yöneten Baltaoğlu Süleyman Paşa bizzat kendi amiral gemisinin mahmuzunu büyük düşman gemilerinden birine saplıyor, birkaç Osmanlı gemisi de bu geminin etrafını sarıyordu. Adeta savaş denizden karaya intikal ediyormuşçasına göğüs göğüse çarpışmaya dönüşüyordu. Her iki taraf kılıç ve baltalarla şiddetli bir mücadeleye girişmiş ve Osmanlı Kaptan-ı deryası Baltacı Süleyman Paşa bir er gibi yiğitçe savaşırken bir gözünü kaybedecektir.

Ø  Zeytinburnu deniz savaşı 3 saat devam etmiştir. Tüm şartların Osmanlı tarafının aleyhinde olması, gelen yardım gemilerinin Langa limanından surların içine girişini engelleyememiş ve tutuşan birçok gemisiyle birlikte birçok denizcisini Osmanlı kaybetmiştir.

Ø  Savaşın sonucu öyle bir an yaşatmıştır ki Rum tarafı kazanılan bu zafer üzerine sevinç çığlıkları atıp tanrıya şükür duaları yapmakta Osmanlı askerleri ise yeri göğü inleten Allahuekber! Allahuekber! gülbangıyla birbirlerini cesaretlendiriyordu.

Ø  Osmanlı gemileri savaş sonunda Beşiktaş sahillerine geçmiştir. Sultan Mehmed on bin süvarisiyle birlikte yıldırım gibi Beşiktaş’a geçmiştir. Askerlerine moral verip gözünden yaralanmış olan Baltaoğlu Süleyman Paşa’nın yerine yiğitliğiyle meşhur Gelibolu Valisi Hamza Bey’i geçirmiştir.

Ø  Deniz savaşından sonra İmparator Kostantin Padişah huzuruna elçi gönderip yıllık vergi vermek şartıyla barış teklif etmiştir. Kurulan büyük mecliste Sadrazam Halil Paşa gelebilecek Avrupa ordusunu da hesap ederek Bizans tarafının teklifinin hemen kabul edilmesini istemiştir.

Ø  Sadrazamın görüşüne Zağanos Paşa şiddetle karşı çıkmıştır. Meclisteki görüşmelerden sonra Sultan Mehmed yanına gittiği Şeyh Akşemsettin’in fikrini sorduğunda o Sultan’a “kâfirlerle savaşırken çetin ol…” deyip kuşatmanın devamının en ciddi teşvikçisi olmuştur.

Ø  Sultan Mehmed deniz savaşındaki başarısızlık üzerine, başka bir top kullanılmasını tasarlayarak bu maksatla topçuları huzuruna çağırdı. Haliç limanının ağzında bulunan düşman gemilerinin, toplardan atılacak taşlar ile bulundukları yerlerde batırılabileceğini ifade eder. Bunun içinde yeni bir tipte bir top yapmalarını tarifiyle birlikte teklif etti. Bununla ilgili olarak birkaç ağırlık ölçüsü ile topun hedefi olacak gemilere nasıl nişan alınacağını etraflıca anlattı. Top teknik ustaları konuyu inceleyerek böyle bir aracın yapılmasının mümkün olabileceğini söylediler. Padişahın tarifine uygun bir top yaptılar. Bu yeni topu Galata sahilinden biraz uzakta ve gemilerin tam karşısında bulunan yüksekçe bir tepenin üzerine yerleştirdiler. Denize düşen birkaç birkaç atıştan sonra son düzenlemeleri yapıp yeniden top ateşlendiğinde atılan gülle gemilerden birinin tam ortasına düştü. Gemilerde bulunan bir kısmı hemen öldü bir kısmı da geminin ikiye yarılmasının şiddetinden denizin dibini boyladı. Kurtulabilen az kişi kıyıya yüzerek diğer gemilere sığındılar. Bundan sonra gemiler topun hedefinden kurtulmak için sürekli hareket halinde olup haliç ağzında devamlı bulunamadılar. Padişahın bizzat tasarladığı bu yeni top Bizanslıları hayrete ve üzüntüye sevk etti

Ø  Kostanniye’nin fethi için her şeyi göze alan sultan inanılmaz bir karar alır; gemiler ne olursa olsun haliç’e sokulacak, bunun için tepelerden gemilerin yürütülmesi gerekiyorsa bile…

Ø  Gemilerin karadan yürütülmesi için güzergâh tespiti ve tespit edilen yolun açılması sağlandıktan sonra yola hayvan yağlarıyla yağlanmış kütükler döşenir.

Ø  Gemilerin karayolu ile çıkarılması planı, Tophane’den başlayıp Taksim civarında tepeye varıp Kasımpaşa deresine yetmiş iki parça geminin indirilmesiydi.

Ø  Gemilerin karada yürütülmesi binlerce hayvan ve insan tarafından çekilmesiyle gerçekleşmiştir.

Ø  Gece vakti meşaleler arasında, nime’l ceyşe(ne güzel askerler) mazhar olabilmek için şevk ve coşkuyla olanca kuvvetleriyle çalışan binlerce yiğidin hep birlikte söyledikleri tekbir seslerine, davullar, nakkareler ve kösler eşlik etmesi anlatılması zor bir ulvi bir manzaraydı. Bu ses ve gürültülerin ne olduğuna anlama veremeyen Rum tarafı sabahleyin Osmanlı donanmasını Haliç’te görünce şaşırıp kaldılar.

Ø  Osmanlı gemilerinin Haliç’e indirilmesi sonucu yarımadanın kara tarafına yoğunlaşmış savunma güçleri mecburen haliç tarafındaki surlara yayıldı. Özellikle Bizans’ın süvari güçleri bu bölgeye aktarılmıştır.

Ø  Gemilerin karadan yürütülmesi yıllar sonra Fatih Sultan Mehmed’in Torunlarından Kanuni Sultan Süleyman’a da ilham verecek ve Belgrad kalesinin Fethinde uygulanacaktır.

Ø  Tekrar İnsiyatifi ele alan Osmanlı tarafı şehrin testlim edilmesi için elçi olarak İsfendiyaroğlu’nu Bizans İmparatoruna Gönderdi. Tekfur sarayında olan görüşmede İmparator son ana kadar savaşacağını ve şehri kesinlikle teslim etmeyeceğini Osmanlı elçisine söyler.

Ø  Osmanlı elçisinin geri dönmesinden sonra fethi hazırlıklarına kaldığı yerden devam etmiştir. Kasımpaşa tarafından karşı yakaya fıçı ve sallarla bir köprü kurulmuştur. Bu köprü 15 gez(1 gez: dirsekle parmak ucu arası) genişliğindedir.

Ø  Bizanslılar haliç tarafındaki seyyar köprüyü Bizanslılar defalarca yakmaya çalışsa da Osmanlıların sıkı koruması bu teşebbüsleri boşa çıkarmıştır.

Ø  Her iki tarafın gemileri kendi kıyılarında güven içinde bulunuyordu. Bizans tarafı surlardan toplarla atılan taş ve ok atmakla Türk teknelerini vurmaya ve serbestçe Haliç’te dolaşmalarını engellemeye çalıştılar. Liman önünde duran Bizans gemileri Türk gemilerinin üzerine hücum edip bunları takip ederek zarar vermeye çalışırlardı. Çok kere takip olunan gemiler, kendi taraflarındaki bulunan sahile yanaşmaya can atarken karaya çarparlar; bazen de kovalayan gemiler geri dönmeye yeltenince, onlarda geri dönerek bu gemileri kovalarlardı; işte bu şekilde karşılıklı vurma ve vurulma cümbüşleri ile silah oyunları devam ederdi.(Kritovulos)

Ø  Kuşatma şiddetli taarruzlarla devam ederken 50 gün geçmiş ve sonunda surda büyük bir gedik açılmıştı. Artık Rum tarafı gedikleri kapamaktan aciz düşmüştü.

Ø  Padişah bir kez daha şehrin rızayla teslim edilmesi için İsfendiyaroğlu’nu Bizans İmparatoruna göndermiştir. İsfendiyaroğlu İmparator’a “ Padişahın merhamet ve adaletine güvenmesi ve müracaat etmesinin daha uygun ve hayırlı olacağını” söyledi. Ve padişahın teklifini okudu. Eğer şehri teslim ederse İmparatorun bütün efradının ve halktan isteyenlerin, bütün servetleriyle çekilip diledikleri yere gidebileceklerini; kalacakların mal ve can emniyetlerinin sağlanacağını din hürriyetine tecavüz edilmeyeceğini bildiriyordu Sultan. Ve ayrıca Kostantin’e mora prensliğini teklif ediyordu. Şehri teslim etmezse tüm sorumluluğunun İmparatorda olacağını da eklemişti Padişah. Ama İmparator “…Bu felaket bizim yaptıklarımızın cezasıdır; ölünceye kadar müdafaa makamında bulunmak bize gerekli oldu” diyerek İsfendiyaroğlu’nu geri göndermiştir.

Ø  Son görüşmeden sonra büyük hücum için son hazırlıklar yapılmaya başlandı.

Ø  Büyük taarruz öncesi heyecan verici konuşmalar yapıldı. Askere büyük mükâfatlar vad’edildi. Kaleye ilk çıkan ve içeriye ilk gireceklere sancak ve tımar verileceği söylendi.

Ø  Evliya-i Kiram askerler arasında vaaz ve nasihatler ederek dolaşıyor, her tarafta evrad-u ezkar okunuyor ve Rabbi Rahîm‘ den niyazlarda bulunuluyordu.

Ø  Hücumdan önce bir gün önce büyük bir mum donanması yapılmıştı. Mum donanması gece vakti, kuşatılan yerin etrafı tamamen çevrildikten sonra her tarafta meşalelerin yakılması demekti. İlk mum donanmasını Mekke’nin fethinde Hz. Peygamber Efendimiz (a.s.m) yapmıştı. İstanbul’un alınmasına da Mekke’nin fethi gibi önem verildiği için bu mum donanması yapılmıştır.

Ø  Mum donanması surları çevreleyen askerler arasında, haliçteki gemilerde, Beyoğlu ve Kasımpaşa sırtlarında ve Marmara’daki gemilerde yani Kostanniye’nin tüm çevresi, meşaleler, çıralı ağaçlar, yağa bulanmış paçavralar yakılarak ateşten bir çembere alınmıştır.

Ø  Tüm ordu hep birlikte yeri göğü inletircesine salâvatlar, zikirler, ilahiler okuyordu. Kostanniye’nin her köşesine akseden bu muhteşem koro, Bizanslılarda tarifi imkânsız bir korkuya yol açmıştı.

Ø  Artık nefesler tutulmuş, tarihin en önemli hadiselerinden birinin cereyan ettiği bu an için her iki tarafta heyecanla çalışıyorlardı. Bizanslılar açılan gediklerin artık kapanmasının mümkün olmadığından gediklerin arkasına geniş hendekler açıyorlardı.

Ø  Bizans tarafında efsane savunuculardan biri Cenovalı Jüstinyanus’du. Kuşatmanın hemen öncesi hiç beklenmedik bir anda iki yeni kadırga ve beş yüz seçkin askeri ile gelmiştir. Savaşın devamı sürecinde savunmanın yönetimi kendisine verilmiş; bütün hareketlerinde tam ve sınırsız bir yetki içinde yoğun bir şekilde çalışmıştır. Bizzat seçme askerleriyle birlikte Osmanlı merkez kuvvetlerinin ve büyük topların karşısındaki bölgede savaşmıştır.

Ø  Mum donanmasından sonra genel saldırıya geçmeden evvel bir şayia yayıldı. Macar ve İtalyan ordusunun yardıma geldiği duyulmuştu. İki gün boyunca gelme ihtimali olan bu düşman ordularına karşı savunma hazırlığı yapıldı.

Ø  Avrupa’dan yardıma geldiği söylenen ordunun beklendiği bir anda büyük bir fırtına çıktı. Yıldırımlar ve şimşekler şehri istila etmeye başladı. Gökyüzü kıpkırmızı oldu. Bizanslılar iyice korkmaya başladı. Bazıları ihtida edip Müslüman oldular.

Ø  27 Mayısta İmparator Ayasofya’da büyük bir ayin düzenledi. Bu bin yıla yakındır yapılan büyük ayinlerin sonuncusu olacaktı. İslam ordusu da ovayı obayı dolduran cemaatiyle padişahlarıyla birlikte namazlarını kılıyorlardı.

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Yorum yaz! :: Arkadaşına Gönder
0 yorum yazilmistir
« Önceki - Sonraki »